Çocuklara hayvan sevgisini nasıl öğretmeliyiz?
Hayvan sevgisi, çocuğun kalbine küçük yaşlarda bırakılan en güzel duygulardan biridir.
Bir çocuğun bir kediyi severken yüzündeki mutluluğa, bir köpeğe su verirken gösterdiği heyecana ya da bir kuşun uçuşunu izlerken duyduğu meraka hiç dikkat ettiniz mi?
Çocuklar hayvanlarla kurdukları ilişkiler sayesinde yalnızca sevgiyi değil; merhameti, sorumluluğu, paylaşmayı ve canlılara saygı göstermeyi de öğrenirler.
Ancak hayvan sevgisini öğretmek yalnızca “Hayvanları sev.” Demekle olmaz. Çocuğun yaşına uygun sorumluluklar üstlenmesine fırsat vermek gerekir.
Hangi yaşta, hangi sorumluluk?
2-3 yaş:
Bu yaşlarda çocuklar hayvanları gözlemleyebilir, onları nazikçe sevmeyi öğrenebilir. “Canını acıtmadan dokunalım”, “Hayvanları korkutmayalım” gibi basit kurallar öğretilebilir. Mama kabına birlikte mama koymak gibi küçük görevler verilebilir.
4-5 yaş:
Çocuk artık hayvanların ihtiyaçlarını daha iyi anlamaya başlar. Birlikte mama ve su kabını kontrol etmek, oyuncaklarını yerine koymak, hayvanın dinlenme alanına saygı göstermek gibi küçük sorumluluklar üstlenebilir.
6-7 yaş:
Çocuk, verilen görevi hatırlayıp yerine getirmeye başlayabilir. Evcil hayvanın suyunu kontrol etmek, mama saatini hatırlamak veya bakım sırasında ebeveyne yardımcı olmak gibi görevler verilebilir.
8 yaş ve üzeri:
Çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olarak daha düzenli görevler verilebilir. Mama ve su takibini yapmak, bakım konusunda yardımcı olmak ve hayvanın ihtiyaçlarını gözlemlemek bunlardan bazılarıdır. Ancak sağlık, ilaç, temizlik ve güvenlik gerektiren işler mutlaka yetişkin gözetiminde yapılmalıdır.
Peki çocuk hangi hayvanı sevmeli?
Burada önemli olan çocuğun hangi hayvanı sevdiğinden çok, o canlıya nasıl yaklaşmayı öğrendiğidir.
Kimi çocuk kedilere, kimi köpeklere, kimi kuşlara, balıklara veya tavşanlara ilgi duyabilir. Çocuğu istemediği bir hayvanla yakınlaştırmak yerine, ilgisini gözlemlemek daha doğru olacaktır.
Bir hayvan sahiplenme kararı ise yalnızca çocuğun isteğiyle verilmemelidir. Çünkü hayvan sahiplenmek bir oyuncak almak değildir. Yıllarca sürecek bir sorumluluktur. Ailenin zamanı, yaşam koşulları ve hayvanın ihtiyaçları birlikte değerlendirilmelidir.
Hayvan sevgisi sadece evdeki hayvanlarla sınırlı değildir
Çocuğa sokakta gördüğü hayvanlara nasıl yaklaşacağını da öğretmeliyiz.
Her hayvan sevilmek veya dokunulmak istemeyebilir. Özellikle tanımadığı hayvanlara yaklaşmamak, onları kovalamamak, korkutmamak ve izinsiz beslememek gerektiğini anlatmalıyız.
Birlikte uygun bir yere su koymak, güvenli biçimde mama bırakmak ya da yaralı bir hayvan görüldüğünde bir yetişkinden yardım istemek de çocuk için önemli farkındalıklar oluşturur.
Önce biz örnek olmalıyız
Çocuğa hayvan sevgisini öğretmenin en güçlü yolu, ona söz söylemekten önce davranışlarımızla örnek olmaktır.
Bir hayvan gördüğümüzde onu korkutuyor, taşlıyor, kovuyor veya “Bunlardan uzak dur.” Diyorsak; çocuğumuzun söylediklerimizden çok yaptıklarımızı öğrenmesi kaçınılmazdır.
Çocuk, büyüklerinin doğaya ve hayvanlara gösterdiği saygıyı görerek büyür.
4 Ekim Hayvanları Koruma Günü yaklaşırken çocuklarımıza yalnızca hayvanların korunması gerektiğini anlatmayalım.
Onlara şunu da öğretelim:
Bu dünyayı yalnızca biz paylaşmıyoruz.
Bir kedinin, bir köpeğin, bir kuşun, bir kelebeğin ve ağacın altında yaşayan küçücük bir canlının da bu dünyada yeri var.
Çocuklara hayvan sevgisini öğretmek, aslında onlara merhamet etmeyi, sorumluluk almayı ve başka bir canlının hakkına saygı göstermeyi öğretmektir.
Çünkü hayvan sevgisiyle büyüyen bir çocuk, yalnızca hayvanlara değil, insana ve doğaya karşı da daha duyarlı bir dünya kurmayı öğrenir.