İktidarın Yavaş planı
Size bir tahminimi aktarayım: Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa ederek görevine bağımsız devam edeceğini açıklaması, iktidar açısından daha geniş bir planın parçası olabilir.
Nasıl mı?
Yavaş bağımsız cumhurbaşkanı adayı olur, Ekrem İmamoğlu ise yeni bir partiden aday gösterilirse bu durum kimin işine yarar?
“Olmaz” demeyin. “Ekrem İmamoğlu nasıl aday olacak?” diye düşünebilirsiniz. Ancak son üç yılda “olmaz” denilen o kadar çok şey gerçekleşti ki bunun da gerçekleşmesi pekâlâ mümkün.
İmamoğlu, seçime kısa bir süre kala cezaevinden; siyasi yasaklı olmadan ve diploması yeniden geçerli hale getirilmiş bir şekilde çıkabilir. Ardından Mansur Yavaş’la yarışması sağlanabilir.
İktidar medyasının bazı mensupları yarından itibaren Yavaş’ın bağımsız kalmasını desteklemeye başlarsa şaşırmayın. Bu, söz konusu planın devreye sokulduğu anlamına gelebilir.
İktidar açısından oldukça hesaplı bir senaryo. Ancak biliyorsunuz, evdeki hesap her zaman çarşıya uymaz.
Oda seçimleri
Türkiye’de oda seçimleri yaklaşıyor. Seçimlerin bu kadar çekişmeli geçmesinin temelinde, ortada paylaşılacak önemli bir ekonomik ve sosyal imkânlar bütünü bulunması yatıyor. Böyle bir pastadan pay almak isteyenlerin olması elbette şaşırtıcı değil.
Başkan olduğunuzda maaş, makam aracı, şoför, protokolde yer alma ve temsil harcamaları gibi çeşitli imkânlara sahip olabiliyorsunuz. Örneğin Silivri Esnaf ve Sanatkârlar Odası başkanının maaşının yaklaşık 130 bin lira olduğu ifade ediliyor. Bu bilgi doğru değilse, doğrusu açıklandığında gerekli düzeltmeyi yaparım.
Kısacası odalar, gelirleri ve giderleri bakımından küçük birer belediye gibi çalışıyor. Ancak böylesine büyük bütçelerin bulunduğu kurumlarda üyelerine sunulan hizmetlerin yeterli olup olmadığı da mutlaka sorgulanmalı. Sadece evrak düzenleyen, belge veren ve üyelerinden aidat toplayan odaların mevcut yapısı yeniden değerlendirilmelidir.
Bir iş yeri açmak ya da gerekli belgeleri almak için mutlaka odaya üye olma zorunluluğu bulunmalı mı? Bana göre bu konu ciddi biçimde tartışılmalıdır. Odaların sunduğu hizmetler gerçekten gerekli ve nitelikliyse varlıkları elbette anlamlıdır. Ancak yalnızca zorunlu üyelik ve aidat sistemiyle ayakta duran, üyelerine yeterli katkı sunmayan yapılar reforme edilmeli; gerekiyorsa bazıları kapatılmalı veya görevleri yeniden düzenlenmelidir.
Oda yöneticileri bu görevleri gönüllülük esasına göre yürütmek istiyorsa, elbette bunun da önü açılabilir. “Vatan, millet” gibi büyük sözler söylemek tek başına bir anlam ifade etmiyor. Önemli olan, bu sözlerin uygulamalarla ve kamu yararını gözeten somut hizmetlerle ortaya konulmasıdır.