Bugün bize yeniden Ahilik lazım...
Türkiye’de bu yıl 39’uncusu kutlanan Ahilik Haftası’nın Beylikdüzü’ndeki 13’üncü buluşması, 12–17 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirildi.
Ahilik Platformu Başkanı Cengiz Ataseven’in öncülüğünde; Beylikdüzü Belediyesi ile Beylikdüzü Esnaf ve Sanatkârlar Derneğinin katkılarıyla düzenlenen program, yalnızca bir kutlama haftası değildi. Bugünün insanına, bugünün esnafına ve aslında toplumun tamamına önemli bir hatırlatmaydı.
Çünkü bugün Ahiliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Cengiz Ataseven, bölgede uzun yıllardır tanınan bir iş insanı ve sivil toplum yöneticisi. Ahilik Platformunun başkanlığını yürütüyor ve 13 yıldır hiç ara vermeden Beylikdüzü’nde Ahilik Haftası’nı düzenliyor. Her yıl eylül ayında insanları ahilik kültürü etrafında bir araya getiriyor.
Bir ilçede aynı kültürel etkinliği 13 yıl boyunca sürdürmek kolay değildir. Bunun için emek, inanç ve ciddi bir gönüllülük gerekir. Hele ki anlatmaya çalıştığınız değer; dürüstlük, emek, üretim, paylaşma ve helal kazanç ise yaptığınız iş daha da anlamlı hâle gelir.
Programın manevi başlangıcı Kırşehir’de yapıldı. Cengiz Ataseven ve beraberindeki heyet, Ahi Evran-ı Veli’nin türbesini ziyaret ederek dua etti. Ardından Ankara’ya gidilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinde ve siyasi partiler nezdinde temaslarda bulunuldu; Ahilik Haftası anlatıldı ve program davetiyeleri takdim edildi. Daha sonra Beylikdüzü’ndeki etkinlikler başladı.
Aslında bu yolculuğun Kırşehir’den başlaması son derece anlamlı. Çünkü Ahiliği anlatacaksanız önce Ahi Evran’ın bıraktığı mirası hatırlamanız gerekir.
Peki nedir ahilik?
Ahilik denildiğinde çoğumuzun aklına esnaf, sanatkâr, usta, çırak ve lonca gelir. Bunların hepsi doğrudur ama eksiktir. Ahilik yalnızca ticaret hayatını düzenleyen bir esnaf teşkilatı değildir. İnsanın işine, çevresine ve topluma karşı sorumluluğunu belirleyen bir hayat anlayışıdır.
Ahilik, “Ne iş yaparsan yap, işini doğru yap” der.
Esnafsan tartıda hile yapma. Ustaysan çırağına yalnızca meslek değil, ahlak da öğret. Üreticiysen kusurlu malı müşteriden saklama. Tüccarsan zor günleri fırsata çevirme. Kazan ama başkasının hakkını yiyerek kazanma. İşinin ehli ol, sözünün arkasında dur ve kapından gireni kandırılacak müşteri olarak değil, hakkı korunacak bir insan olarak gör.
Ahilik geleneğinde esnafın yaptığı ilk satışa “siftah” denirdi. Bir esnaf siftahını yaptıktan sonra ikinci müşterisini henüz siftah yapmamış komşusuna gönderirdi. Çünkü amaç yalnızca kendisinin kazanması değildi. Komşusunun da kazanmasını, çarşıdaki bereketin paylaşılmasını isterdi.
Bugün böyle bir davranışla karşılaşsak muhtemelen şaşırırız. Çünkü günümüzün ticaret anlayışı, çoğu zaman “Ben kazanayım da gerisi ne olursa olsun” düşüncesi üzerine kuruluyor. Ahilik ise “Ben kazanayım ama komşum da kazansın” diyordu.
Dilimizde hâlâ kullandığımız “pabucu dama atılmak” sözü de ahilik kültüründen gelir. Rivayete göre kalitesiz ayakkabı yapan, müşterisini aldatan veya mesleğinin kurallarına uymayan ustanın pabucu dama atılırdı. Böylece halk, o ustanın işini doğru yapmadığını anlardı. Yani meslek ahlakına uymamanın toplum önünde bir karşılığı vardı.
Ahiliğin en güzel öğütlerinden biri de şudur: Ahi’nin eli, kapısı ve sofrası açık; gözü, beli ve dili kapalı olmalıdır.
Eli açık olacak ki paylaşsın. Kapısı açık olacak ki ihtiyacı olan ona ulaşabilsin. Sofrası açık olacak ki ekmeğini bölüşebilsin. Gözü kapalı olacak ki kimsenin malında ve namusunda gözü olmasın. Dili kapalı olacak ki yalan söylemesin, dedikodu yapmasın, insanları kırmasın.
Bu anlayış sadece esnafı mı ilgilendiriyor?
Elbette hayır.
Eğer öğretmenseniz öğrencisine adaletle yaklaşan, dersini iyi anlatan, sorumluluğunu yerine getiren bir öğretmen olmalısınız. Memursanız vatandaşın işini yokuşa sürmeyen, makamını kişisel güç alanına çevirmeyen, işinin hakkını veren bir memur olmalısınız. Sporcuysanız kazanmak uğruna her yolu meşru görmeyen, rakibine saygı duyan centilmen bir sporcu olmalısınız.
Taksiciyseniz yolu uzatmamalı, şoförseniz insanların canını taşıdığınızı unutmamalı, manavsanız çürük ürünü sağlam ürünün altına saklamamalısınız. Yöneticiyseniz makamınızı doldurmalı, liyakatli olmalı ve size emanet edilen imkânları kendi çıkarınız için kullanmamalısınız.
Kısacası ahilik, yalnızca çarşıyı ve pazarı değil, hayatın tamamını kuşatan bir ahlak anlayışıdır.
Bugün yaşadığımız sorunlara baktığımızda ahiliğin neden bu kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Toplumda ciddi bir ahlak krizi yaşanıyor. Ticarette güven azalıyor. İnsanlar sürekli değişen fiyatlardan, fırsatçılıktan, kalitesiz üründen ve karşılığını alamadıkları hizmetlerden şikâyet ediyor.
Elbette hayat pahalılığını ve fiyat artışlarını yalnızca esnafın ahlakına bağlamak büyük bir haksızlık olur. Esnafın da kirası, vergisi, personel gideri, enerji maliyeti ve ağırlaşan ekonomik şartları var. Ancak maliyet artışı başka, zor zamanı fırsata çevirmek başkadır. Ticaret yapmak başka, insanın çaresizliğinden yararlanmak başkadır.
İşte Ahi Evran’ın yüzyıllar önce ortaya koyduğu anlayış tam olarak burada devreye giriyor: Ölçüde ve tartıda doğruluk, üretimde kalite, kazançta helallik, meslekte ehliyet ve toplumda dayanışma…
Beylikdüzü’nde düzenlenen Ahilik Haftası programı da bu değerleri yeniden hatırlatmaya çalıştı. Barış Mahallesi Semt Pazar Alanı’nda kurulan yöresel ürün ve gastronomi stantları, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen esnafları vatandaşlarla buluşturdu.
Kadın girişimciler, kooperatifler ve el emeğiyle üretim yapan kadınlar çalışmalarını tanıtma imkânı buldu. Beylikdüzü ve çevre ilçelerde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile memleket dernekleri kendi kültürlerini, ürünlerini ve faaliyetlerini anlattı.
Program boyunca iş insanları, eğitimciler, yazarlar ve şairlerle söyleşiler gerçekleştirildi. Ahilik, iş ahlakı, liyakat, emek, üretim ve kadının ekonomik hayattaki yeri konuşuldu. Yazarlar kitaplarını imzaladı, türküler söylendi, konserlerle insanlar bir araya geldi.
Bir tarafta Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen ürünler sergilendi, diğer tarafta yüzyıllardır bu toprakları ayakta tutan değerler anlatıldı. İnsanlar hem bilgilendi hem eğlendi hem de birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buldu.
Böylesi etkinlikleri yalnızca birkaç günlük festival olarak görmemek gerekir. Bir toplum, değerlerini ancak anlatarak, yaşayarak ve gelecek kuşaklara aktararak koruyabilir. Ahiliği yılda bir kez hatırlayıp sonra unutmak yeterli değildir. Ahilik; okulda, çarşıda, pazarda, belediyede, kamu kurumunda, fabrikada ve hayatın her alanında yaşatılmalıdır.
Cengiz Ataseven ve Ahilik Platformu, 13 yıldır Beylikdüzü’nde bunu anlatmaya çalışıyor. Beylikdüzü Belediyesi ile Beylikdüzü Esnaf ve Sanatkârlar Derneğinin bu çabaya katkı sunması da yerel dayanışma açısından önemlidir.
Bugün sadece iyi esnafa değil, iyi insana ihtiyacımız var.
İşini doğru yapan öğretmene, görevini hakkıyla yerine getiren memura, adaletli yöneticiye, güvenilir tüccara, vicdanlı iş insanına, sözünün arkasında duran ustaya ve emeğine saygı gösterilen çırağa ihtiyacımız var.
Kısacası bugün yeniden ahiliğe ihtiyacımız var.
Çünkü ahilik geçmişte kalmış güzel bir hatıra değildir. Ahilik, bugünün bozulmuş terazisini yeniden dengeleyecek bir vicdan ölçüsüdür.