İstanbul’un her ilçesinin birçok Anadolu ilinden daha büyük olduğunu vurgulayan Özdağ, “İstanbul’u anlamak, ilçeleri ve o ilçelerin sorunlarını anlamaktan geçer. E-5 üzerinde birkaç alışveriş merkezine giderek bu şehir yönetilemez” dedi. Bu nedenle ocak ayı itibarıyla parti faaliyetlerini İstanbul’a taşıdıklarını belirten Özdağ, Genel Merkez’in fiilen İstanbul İl Başkanlığı’nda çalıştığını ve her gün bir ilçede temaslarda bulunduklarını söyledi.
Kaderine terk edilmiş şehir
İstanbul’un en hayati meselesinin deprem olduğunu ifade eden Özdağ, ABD ve Almanya’dan gelen deprem uyarılarına rağmen Türkiye’de yetkili kurumlardan herhangi bir açıklama yapılmamasını eleştirdi. Özdağ, “Amerikan Büyükelçiliği ve Alman basını İstanbul için deprem uyarısı yapıyor, ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan da Dışişleri’nden de tek bir açıklama yok. İstanbul sahipsiz bırakılmış durumda” dedi. 6 Şubat depremleri öncesinde Kahramanmaraş merkezli senaryoların yıllar önce çalıştaylarda konuşulduğunu hatırlatan Özdağ, buna rağmen hiçbir önlem alınmadığını savundu. İstanbul için de benzer bir sürecin yaşandığını belirterek, “Herkes biliyor ama önlem yok” ifadelerini kullandı.
Olası deprem felaket yaratır
Özdağ, arama-kurtarma kapasitesinin yetersizliğine dikkat çekerek, olası bir İstanbul depreminde 48 bin binanın ilk anda yıkılmasının öngörüldüğünü, yüz binlerce kişinin enkaz altında kalabileceğini söyledi. Mevcut yolların ve yapılaşmanın kurtarma çalışmalarını imkânsız hale getireceğini belirten Özdağ, Marmara genelinde oluşacak ekonomik kaybın 750 milyar doları bulabileceğini dile getirdi.
Zafer Partisi’nin bu konuda en hazırlıklı parti olduğunu savunan Özdağ, deprem öncesi, sırası ve sonrasına ilişkin kapsamlı bir planları bulunduğunu ifade etti.
İstanbul zehirleniyor
İstanbul’u tehdit eden bir diğer büyük sorunun uyuşturucu, sanal kumar ve organize suç örgütleri olduğunu söyleyen Özdağ, yapılan analizlere göre İstanbul’da uyuşturucu kullanımının birçok Avrupa kentinden daha yüksek olduğunu iddia etti. Türkiye’nin organize suçta Avrupa’da ilk sırada yer aldığını belirten Özdağ, suç örgütlerinin artık ağır silahlarla şehir merkezlerinde eylem yaptığını söyledi. Uyuşturucu ile mücadelenin yalnızca torbacılar üzerinden yürütülemeyeceğini ifade eden Özdağ, “Baronları yakalamadan, mal varlıklarına el koymadan bu sorun çözülmez” dedi. PKK’yı “narko-terör örgütü” olarak niteleyen Özdağ, Emniyet raporlarında örgütün uyuşturucu bağlantılarına yer verilmemesini de eleştirdi.
Hayat pahalılığı sürekli artıyor
İstanbul’da kiraların ve konut fiyatlarının ulaşılamaz hale geldiğini söyleyen Özdağ, bunun en önemli nedenlerinden birinin kontrolsüz yabancı nüfus olduğunu savundu. İstanbul’da yaklaşık 4 milyon yabancının yaşadığını iddia eden Özdağ, bu nüfusun geri dönmesi halinde kiralardan su tüketimine, sağlık hizmetlerinden gıda fiyatlarına kadar birçok alanda rahatlama yaşanacağını öne sürdü.
Gelecek için oy verin
Açıklamasının sonunda seçmene çağrıda bulunan Özdağ, vatandaşlardan oy verirken alışkanlıklarla değil, çocuklarının ve torunlarının geleceğini düşünerek karar vermelerini istedi. Zafer Partisi’nin cumhuriyet ve Atatürk çizgisinden taviz vermeden, planlı kalkınma ve üretim odaklı bir ekonomiyle Türkiye’yi yönetmeye hazır olduğunu savunan Özdağ, “Bu ülke zengin ama Türk halkı fakir. Bunun nedeni büyük bir vurgun düzenidir. Artık buna dur demek zorundayız” ifadelerini kullandı.